Yazı Detayı
16 Ekim 2017 - Pazartesi 15:13 Bu yazı 120 kez okundu
 
Çiftçilik zor zanaat… (Yaz Bahçesi, Kış Bahçesi)
Mithat Direk
 
 

Tarım mevsimine göre değişkenlikler gösteren, biri biterken diğeri başlayan faaliyetler zinciridir. Bu durum insanın her daim beslenme ihtiyacından kaynaklanmaktadır. Bu nedenle çiftçilerin mevsimi, ya da gecesi gündüzü yoktur. Her zaman yapabilecekleri bir işi ve geleceği vardır. Dünyada hiçbir meslek ya da alanda bir üründen birden fazla ürün elde etmek mümkün değilken, tarımda bir buğday tohumundan 50-60, hatta çok daha fazla tohum elde etmek mümkündür. Artık değer yaratan bir sektör olduğu için, tarım ilkçağlardan bu yana hep göz önünde olan bir sektör olmuştur. Düşünürler gerçek bir sektör olarak tarımsal faaliyetleri yorumlamışlardır. Tarım dışındaki diğer sektörlerin tarımdan elde edilen artık değeri kullandığını söyleyen Aristo, çiftçiler dışındaki kimselerin kentlerine alınmaması gerektiğini bile söylemiştir. Diğer bir deyişle tarım gerçek, diğerleri bu sektörden faydalanan aracılardır… Bir diğer yönden değerlendirildiğinde de tarım, sadece artık değer yaratan değil aynı zamanda kutsal bir meslektir de… Zira, ilk insan Hz. Adem’in mesleğinin çiftçilik olduğu rivayet edilir.

Tarımsal faaliyetleri yürüten, planlayan, sektör içinde çalışan kimselere çiftçi, rençber, ortakçı, yarıcı, tarımcı gibi birçok isim verilse de çiftçi ismi her yerde, dilde, ülkede kullanılan yaygın bir deyiştir. Peki, çiftçi ülkemiz gibi mevsimlerin yaşandığı ülkelerde yazın ne yapar? Kışın ne yapar? Öncelikle çiftçi, üretim yapılan çiftliğinin bulunduğu yerde yaşar. Bu nedenle iklimin değişmesini hisseder, ayrı bir takvim, kendine özgü ayrı bir ölçüt kullanır. Bizim gibi teknik elemanların söylemlerine, ölçütlerine pek itibar etmez. Zira bu ölçülerin, işin kutsallığını, bereketini kaçıracağını düşünür. Ancak şirketleşmiş, işini başkalarına gördüren çiftçilerin bile geliri – gideri belli olduğu halde, yine de hesabını duygularına göre yapar. Bu durum birçok ülkede geçerli bir uygulamadır. Türkiye, çiftçilik konusunda dünyadaki birçok ülkeye göre oldukça ileri bir durumda bulunmaktadır. Ancak, sistem, çiftçilerin üzerine önemli bir yük yüklediği için, hep daha fazla, daha fazla üretim olgusuna odaklanmış durumdadır. Oysa hiç kimse daha fazla üretim yerine daha fazla gelir kavramını dillendirmemektedir. Bu dillendirildiği takdirde yukarıda bahsettiğimiz diğer herkesin (aracıların) kazançlarının artması mümkün olmaz. Örneğin; çiftçiye denir ki şu kadar gübre kullan, çiftçi kullanır, daha fazla kullan denir yine çiftçi kullanır. Oysa o daha fazlanın çiftçinin gelirine ne kadar katkı yapacağı hiç söylenmez… İlaçlama yap denir, o ilaçlamanın gelire ne kadar katkı (etki) edeceği hiç söylenmez. Meşhur bir hikâye vardır, zengin bir kimse nehir kenarında balık tutarak o balıklar ile geçinen birisinin yanına gelir. Eğer daha fazla balık tutarsan daha fazla kazanırsın, daha fazla kazanırsan zengin olursun der. Balıkçı sorar; peki para kazanırsam ne olacak… İşini büyüteceksin, başka balıkçılar bulacak onları çalıştıracaksın, şirketlerin olacak der… Balıkçı sorar, peki ondan sonra ne olacak? Zengin insan, benim gibi olacaksın, emekli olup, buralarda tatil yapacaksın der. Balıkçı düşünür, iyi de ben zaten buradayım ve kendimi idare edecek kadar yiyeceğim balıkları tutuyorum…

Şüphesiz, burada büyüme olmasın gibi bir düşünce savunulmamaktadır. Ancak, çiftçilere önerilen faaliyetlerin onların gelirlerine ne kadar katkı yapacağı konularında ciddi bir belirsizlik vardır. Oysa ziraat mühendisleri ve tarımsal girdi kullanan işletmecilerin çiftçiyi öncelleyen bir politika izlemesi esas olmalıdır. Konu çiftçi ve çiftçi gelirleri olduğunda herkes muğlak ifadeler kullanmakta, net rakam vermekten kaçınmaktadır. Bu durum sözleşmeli yetiştiricilikte bile çiftçi lehine değildir. Tarım, her zaman risk içerir. Riskin, tarımsal üretim içindeki parasal değerinin, sadece çiftçi üzerine değil, üretimi kullanan sektörler ve kişiler arasında ortak olarak dağıtılması gerekir. Hakkaniyet bu şekildedir. Ancak, gerek girdi temin eden gerekse ürünü satın almak suretiyle değerlendiren kişi ve sektörler olsun, bu riskin giderini hiçbir zaman üzerlerine almamaktadır.

Gelelim çiftçinin yaz günü çalışmasına, hayvancılık faaliyetleri hariç tutulursa, yaz çalışmaları bakım ve hasat faaliyetlerine odaklanmaktadır. Eğer iyi bakım yapılmışsa, ürün gösterişli olmakta, hasat önem kazanmaktadır. Hasat ise pazar fiyatına bağlı olarak değişmektedir. Eğer ürünün pazar değeri yüksek ise hasat titizlikle yapılmakta, piyasa takip edilmektedir. Aksi durumda ise hasadın özensiz biçimde yapıldığı, bir kısım ürünün hasat edilmeden tarlada, bahçede bırakıldığı görülmektedir. Bazı ürünlerde ise fiyatının yüksekliğine bağlı olarak, hasat edilen yere yeniden gitmek ve hasadın arkasından tarlayı ya da bahçeyi dolaşmak sıklıkla yapılan bir faaliyettir. Örneğin; fındık toplamanın arkasından bahçelerin yeniden toplanması mümkündür ve buna “başak” yapmak denilmektedir. Benzer uygulamalar, patates hasadı sonrası, ya da başka ürünler sonrasında da gerçekleştirilmektedir. Eskiden, rençberler büyük tırmıklarla buğday ya da arpa tarlarını tırmıklar ve kalan başakları toplarlardı.

Türkiye gibi kış mevsiminin görüldüğü ülkelerdeki çiftçiler, yazın çalışır da kış günlerinde çalışmazlar mı? Bu kesinlikle mümkün değildir. Kış mevsiminin de kendine göre çok fazla işi vardır. Tarımsal faaliyetlerin türüne göre çiftçiler kış günlerinde asla yatamazlar. Zira kışa özgü çalışma takvimleri vardır. Eğer tarla faaliyetleri yürütülüyor ise tarlaların iklimin elverdiği ölçüde hemen yeni sezona hazırlanması gerekir. Bu nedenle çiftçiler kendilerine özgü hava tahmin ve takvimine uygun olarak kış çalışmalarını yaparlar. Bahçe tarımıyla uğraşan çiftçilerin ise mutlak surette budama faaliyetlerine girişmesi gerekir. Zira bahçecilikte esas olan budamadır. Budamanın iyi yapılması hem bahçenin sağlığı hem de ürünün kalitesi açısından son derece önemlidir. Kış mevsiminin çok fazla etkili olmadığı yörelerde bulunan çiftçilerin, ikinci ürünü yetiştirmedeki telaşı vardır. Bu durumda çiftçiler hiçbir zaman geçmişe değil, geleceğe bakmaktadırlar. Dedem rahmetlinin bu duruma uygun bir sözü vardır. Çitçinin karnını yarmışlar, 40 tane gelecek sene çıkmış derdi… Çiftçi her zaman yeni sezona hazırlanır. Önceki üründen kalan artıklar temizlenir, yeni ürünler için tarla, bahçe gibi üretim mahalleri hazırlanır. Çiftçi, ancak kar ya da yağmur yağdığı anda dinlenebilir. Aslında o zamanda bile hem mevcut hem de gelecekteki ürününü düşünmektedir. Bu nedenle çiftçinin asla dinlenmeye zamanı yoktur. Tarım modern deyimle 7/24 devam etmektedir. Eğer sizde çiftçi iseniz “bükülmez bilek yorulmaz bir yüreğe sahipsiniz” demektir. Zira çiftçiler böyledir… 

 
 
 
Etiketler: Çiftçilik, zor, zanaat…, (Yaz, Bahçesi,, Kış, Bahçesi),
Yorumlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Sayfalar
Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.