Yazı Detayı
02 Ekim 2019 - Çarşamba 10:45 Bu yazı 212 kez okundu
 
BİYOGÜVENLİK
Tahir Yavuz
 
 

Hayvancılık yapılan işletmelerde biyogüvenlik koruyucu hekimliğin de üzerinde, büyük bir öneme sahip olup, geniş bir çerçeveyi kapsar.

İşletmelerin kuruluşunda biyogüvenlik ile ilgili her türlü önlemin alınmış olması şarttır. Kuruluş ve inşaat aşamasından sonra da, işletme döneminde, her konuya biyogüvenlik bilinci ile yaklaşılmalıdır. Demek ki; önce biyogüvenlik.

Biyogüvenlik işletmenin sürdürebilirliği, kazancı için de büyük önem taşır. Maliyetlerin düşürülmesi, verimi kısıtlayıcı faktörlerin önlenmesi biyogüvenlik ile mümkündür.

Hayvanlara zarar verebilecek olan bakteri, virus, protozoa gibi etkenlerin işletmeden uzak tutulması biyogüvenlik uygulamaları ile mümkün olur.  Biyogüvenliğin temeli ‘’maruz kalmayı’’ önlemektir.

Öncelikle bir çevre çiti yapılmalıdır. Yabani hayvanların, komşu işletmelerdeki hayvanların ve insanların işletmeye girişleri kontrol altında olmalıdır. Çiftlik girişinde bir dezenfeksiyon çukuru bulunmalı ya da bu görevi gören bir sistem olmalıdır. Çiftliğe gelen her araç bu düzenekten geçmelidir.

Çalışanların ve ziyaretçilerin girişleri de kontrollü olmalıdır. Dezenfeksiyon, galoş vs..

 Çiftliğe sonradan giren hayvanlar mevcut sürüye karıştırılmamalı, işletmede mutlaka bir karantina bölümü bulunmalıdır. Kuluçka dönemindeki hastalıklar henüz klinik belirti göstermezler. Fakat bir süre sonra kötü bir durumla karşılaşabiliriz. O zaman iş işten geçmiş olur.

Karantina bölümünde hayvan varsa, o günlerde çalışanların ve ekipmanların da ayrı olması gerekir. Çünkü; klinik belirti göstermeyen karantinadaki hayvanlar aslında hastalığı saçmaktadır.

ABD ve Avrupa’da işletmeye sonradan girecek olan hayvanlar önce teste tabii tutulurlar. Bizim ülkemizde ne yazık ki; Bruselloz ve Tüberküloz (verem) yaygındır. Buna rağmen biz onlar kadar dikkatli değiliz. Üstelik bu hastalıklar Zoonoz, yani hayvanlardan insanlara bulaşabilen hastalıklardır.

ABD ve Avrupa’da Staphylococcus aureus ile ilgili test yapmadan içeriye hayvan almıyorlar. Bu konu böyle önemli. Biz de işletmelerimize paramızla dert almasak çok iyi olacak.

Hayvancılık işletmelerinden kuş, sinek ve kemiricileri uzak tutmalıyız. Bunlar hastalık taşıyıcısı olabilirler.

Araçların, çalışanların, ziyaretçilerin, binaların, tüm yapıların temizlik ve dezenfeksiyonu biyogüvenlik’tir. Özellikle çizmeler, ayakkabılar hastalık etkeni taşıyabilirler. Gübrelerin, atıkların özellikle de atık suyun bertaraf edilmesi biyogüvenlik’tir. Kronik hastaların, taşıyıcı halindeki hayvanların tespiti ve sürüden çıkarılması biyogüvenlik’tir. Periyodik test yapılması şarttır.

Bazı hastalıkların önlenmesi için ağız sütünün pastörizasyonu önemlidir. (Örneğin; John Hastalığı = Paratüberküloz).

Çok önemli bir biyogüvenlik önlemi de ölen hayvanların uygun şekilde bertaraf edilmesidir.

Bu konuda kamu otoritesinin işletmelere yardımcı olması gerekir. Yerel yönetimler, tarım örgütü veya görevlendirilmiş kuruluşlar hayvan leşlerini ihbar üzerine yerinden alıp, uygun şekilde imha etmelidirler.

Hastalıkların yayılmasının engellenmesi, sağlıklı hayvanların hastalık yapıcı her türlü etkene maruz kalmalarının önlenmesi, bu yönde proaktif (önleyici) bir bakış açısıyla çalışılması biyogüvenliğin başlıca ilkesidir.

Tarım Bakanlığının ülkesel boyutta resmi talimatlarına kesinlikle uyulmalıdır. Fakat, ayrıca her işletmenin yazılı bir biyogüvenlik talimatı olmalı, standart olarak (SOP) belirlenenler mutlaka uygulanmalıdır.

ABD ve Avrupa’da biyogüvenlik ile ilgili bilgisayar programları ve kitaplar satılmakta, hatta bazı ülkelerde Tarım Bakanlığı ya da üniversiteler tarafından program veya kitapçıklar ücretsiz olarak üreticilere verilmektedir.

Her alanda olduğu gibi biyogüvenlikte de eğitim şarttır. Eğitim ve kontrol, hayvan sağlığı, insan sağlığı ve dolayısıyla toplum sağlığı için kesinlikle birlikte sürdürülmelidir.

 
Etiketler: BİYOGÜVENLİK,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
24 Şubat 2020
ÇİFTLİK HAYVANLARINDA İÇ PARAZİTLERLE MÜCADELE
22 Okunma.
17 Şubat 2020
KUZULARDA BAKIR EKSİKLİĞİ
55 Okunma.
27 Ocak 2020
İŞKEMBEDEKİ YABANCI CİSİMLER
77 Okunma.
20 Ocak 2020
UZUN SÜRELİ ANTİBİYOTİK KULLANIMI
72 Okunma.
23 Aralık 2019
KUZULAR ÖLMESİN
502 Okunma.
16 Aralık 2019
TÜRKİYE’DE HAYVANCILIĞIN SON 40 YILI
109 Okunma.
18 Kasım 2019
SÜT SIĞIRCILIĞI İŞLETMELERİNDE HAYVAN REFAHI
95 Okunma.
04 Kasım 2019
KOYUNLARDA FLUSHİNG
223 Okunma.
31 Ekim 2019
GÜNEŞ IŞIĞINA DUYARLILIK
121 Okunma.
22 Ekim 2019
BUZAĞILAR RİSK ALTINDA
181 Okunma.
25 Eylül 2019
4H
192 Okunma.
02 Eylül 2019
BOĞA SEKTÖRÜNDE YENİ GENETİK İNDEKSLER:
232 Okunma.
19 Ağustos 2019
SARIYA BOYANMIŞ BUZAĞILAR
253 Okunma.
05 Ağustos 2019
KOYUN-KEÇİ VEBASI
304 Okunma.
22 Temmuz 2019
CAE
301 Okunma.
18 Temmuz 2019
CILIZ KUZULAR
288 Okunma.
02 Temmuz 2019
SÜT TAŞI
427 Okunma.
25 Haziran 2019
ISLAK AĞIZLI KUZULAR
849 Okunma.
17 Haziran 2019
BEYAZ KARACİĞER
381 Okunma.
10 Haziran 2019
İNEKLERDE SİNİRSEL BOZUKLUKLAR
753 Okunma.
31 Mayıs 2019
İNEKLERİN MEMELERİNDE YARA
632 Okunma.
27 Mayıs 2019
BUZAĞILARDA GÖBEK ŞİŞLİĞİ
292 Okunma.
23 Mayıs 2019
MASTİTİS VE İNSAN
367 Okunma.
13 Mayıs 2019
KEÇİLERDE MASTİTİS
1142 Okunma.
29 Nisan 2019
İNEKLER ZAYIFLARSA
847 Okunma.
22 Nisan 2019
ÜLKEMİZDEKİ ETÇİ KOYUN IRKLARI
1498 Okunma.
15 Nisan 2019
ETÇİ KOYUN IRKLARI
3202 Okunma.
08 Nisan 2019
KEÇİLER ZAYIFLIYORSA
377 Okunma.
01 Nisan 2019
AĞIZ SÜTÜ
469 Okunma.
18 Mart 2019
KOYUN VE KUZULARDA SİNİRSEL HASTALIKLAR
1510 Okunma.
11 Mart 2019
KOYUNLAR NEDEN DÜŞÜK YAPAR
1089 Okunma.
26 Şubat 2019
HAYVANCILIKTA PROFESYONELLİK
531 Okunma.
21 Şubat 2019
KURALLARA UYMALIYIZ
405 Okunma.
11 Şubat 2019
KUZULARDA TOPALLIK
589 Okunma.
04 Şubat 2019
KOYUNLARDA TOPALLIK
860 Okunma.
30 Ocak 2019
HAYVANLARDA TOKSOPLAZMOZ
690 Okunma.
17 Ocak 2019
BUZAĞILARDA SU ZEHİRLENMESİ
646 Okunma.
07 Ocak 2019
ODUN DİL, YUMRU ÇENE
1914 Okunma.
28 Aralık 2018
İneklerde Böbrek Yangısı
1166 Okunma.
Haber Yazılımı