Yazı Detayı
03 Mart 2021 - Çarşamba 14:11 Bu yazı 12142 kez okundu
 
ANTİBİYOTİK KULLANIMINDA HATALAR
Tahir Yavuz
tahir@atafen.com.tr
 
 

Yaygın bir problem halinde olan bu durum ‘’antibiyotik çalışmıyor!’’ tarzında bir yaklaşımla ortaya konulmaktadır. Bu problemin arkasına bakarsak neler görürüz?

Yanlış, yetersiz ve prospektüse uygun olmayan kullanım, ne yazık ki, gayet yaygındır. Direnç kazanmış mikroorganizmalar veya antibiyotik geçimsizlikleri söz konusu olabilir. Belki teşhis doğru değildir. Ya da karşımızdaki vaka kombinedir.

Ülkemizde ‘’komşudan görerek, duyarak antibiyotik kullanımı’’ halen hayvancılık sektöründe sorun halindedir. Tüm çabalara rağmen giderilememiş bir durumdadır. Bilinçsiz, bilgisizliğe dayalı antibiyotik kullanımı o kadar yaygındır ki, etken maddesi aynı olup, farklı ticari markalarla değiştirerek antibiyotik kullanımı bile karşımıza çıkmaktadır.

Prospektüse uygun olmayan, yanlış ve yetersiz kullanım, deneme-yanılma yöntemiyle (ampirik) kullanım yaygındır. Bunun, benim kanaatimce, en yaygın olanı ‘’süte geçmeyen antibiyotikler’’dir. Hem hastalığı tedavi etsin, hem de süte geçmesin fikri, bence, büyük sorundur. Hele ki bu antibiyotiklerle mastitis tedavi etmeye çalışmak en berbat kullanım şeklidir.

Süte geçmeyen antibiyotikler sefalosporin grubunda olanlardır. Bu gruptaki antibiyotiklerin kullanım dozları bir aralık halinde verilmektedir. Bazılarında bu doz aralığı 2 katıdır. Şunu açıkça ifade etmek gerekir ki; süte geçmeyen antibiyotik yoktur. Süte geçmeyen doz vardır.

Sefalosporin grubu antibiyotiklerin en alttaki dozu kullanıldığında süte geçmez, en üstteki dozu kullanıldığında süte geçer. Prospektüslerde bu konuda gayet doğru, açık bilgi verilmiştir. Ancak uygulamada öyle davranılmamaktadır. Sefalosporin grubu antibiyotiklerin mastitis tedavisinde kullanımı sadece lokal tedaviye destek olarak önerilmektedir.

Prospektüslerde belirtildiğine göre; meme içi bir antibiyotik ve hatta bir antienflamatuar (yangı giderici) ilaç kullanılmalı, ayrıca sistemik olarak sefalosporinlerle desteklenmelidir. Tabii ki; böyle bir uygulamada ilacın ‘’süte geçmemesi’’ şeklindeki kullanım özelliğini yitirmektedir.

Aslında bu durumda antibiyotik süte geçmeyen dozda değil, süte geçen dozda kullanılsa, mikroorganizmalara karşı olan etkisi gerçekleşeceği gibi, hiç olmazsa bakteriler ‘’şımartılmamış’’ olur. Bu hatalı kullanım sonucunda hastalık şiddetlenmekte, zaman ve para kaybı söz konusu olmaktadır.  Ayrıca bu antibiyotiklerin prospektüsünde ‘’ürünün uygunsuz kullanımı sefalosporinlere karşı direnç gelişimine sebep olabilir’’ şeklinde bir uyarı bulunmaktadır. Özetle; bu açıklamaya çalıştığım durum antibiyotiklerin yetersiz, yanlış, eksik dozda, prospektüse uygun kullanılmaması konusuna belirgin bir örnektir.

Antibiyotiklerin kullanımında başarısızlıkların diğer bir sebebi de dayanıklı (rezistan) mikroorganizmalardır. Örneğin; Salmonella vakalarında antibiyotik kullanımında alınacak sonuçlar artık yüz güldürücü olmamaktadır. Antibiyotiklerin Staph. aureus üzerindeki etkileri ise gayet sınırlıdır.

Antibiyotik etki spektrumu (gram negatif, gram pozitif) hastalık etkenine uygun değilse antibiyotik kullanımı başarısız olur. Antibiyotiklerin kullanıldığı vakalar virus, mantar, protozoa veya parazitlerle kombine olabilir. Koksidiyoz, Kriptosporidiosis gibi protozoa etkenli hastalıklarla karşı karşıya olabiliriz. Ya da Neospora caninum gibi bir protozoa ile uğraşmakta isek, antibiyotik kullanımının gayet kısıtlı olduğunu bilmek zorundayız (clindamycin).

Kulaktan dolma bilgiyle antibiyotik kullanımının başarısızlığa uğramasında bir sebep de antibiyotik geçimsizliğidir (bakteriostatik-bakterisid). Antibiyotiğin ‘’çalışmadığına’’ hükmederek antibiyotik değiştirmek bir bilgi birikimi ister.

Antibiyotik kullanılmasını gerektiren birçok vaka vardır. Antibiyotikler hayvan varlığımız için, gerekli hallerde kullanıldığında, çok büyük yararları olan tıbbi ürünlerdir. Ancak bilinçsiz kullanımın önlenmesi şarttır.

Neler yapmalıyız? İlaçlar veteriner hekim kontrolünde, uygun yerde, uygun zaman diliminde, uygun dozda kullanılmalıdır. Antibiyotik kullanımında kültür ve antibiyotik duyarlılık testine önem verilmelidir. İlk ve acil müdahalede herhangi bir antibiyotik kullanmak zorunda kalınsa bile, öncesinde numune alınması yararlı bir uygulama olacaktır. Bu uygulama ile mücadele ettiğimiz mikroorganizmayı bilmiş oluruz. Örneğin; Staph. aureus’a laboratuvarda iyi sonuç veren bir antibiyotik, vücut içinde aynı etkiyi göstermez. Çünkü Staph. aureus vücutta dokular arasına gizlenip, etrafına bir duvar (tabaka) örerek kendini korur.

Antibiyotikler bakteriler üzerinde etkindir. Ancak; bakterilerin toksinleri (zehirleri) üzerinde etkin değillerdir. Kombine vakalardan kaynaklanan hastalıkları unutmamamız gerekir. İshaller ve zatürre vakaları çoğunlukla kombinedir. Hayvanların hastalıklarla mücadele gücünün önemi bilinmelidir. Bunun en büyük düşmanı strestir. Strese inanmak ve engellemek gerekir.

Barınak koşullarının hayvan hastalıkları yönünden etkisini bilmek, doğru barınaklar yapmak şarttır. Doğru sürü yönetimi ve koruyucu hekimlik antibiyotiğe olan ihtiyacı azaltacaktır. Temel sürü yönetimi koşulu olan ‘’Kuru ve Temiz’’ ilkesine her zaman dikkat edilmelidir. Antibiyotiğe ihtiyacın azalması ‘’ihmal’’in azalması ile mümkündür. Aşıların zamanında ve rapelleriyle (tekrar) yapılması, doğru besleme, yemlik yönetimi ilkelerine uyulması, hastayı sağlıklılardan ayırma, biyogüvenlik önlemlerine uymak antibiyotik kullanımını azaltacaktır.

Antibiyotik kullanımı işletmenin zararıdır. Çünkü o günlerde süt kaybı, döl kaybı, buzağı kaybı ve anaç kaybı söz konusudur.

Ayrıca zaman kaybı, para kaybı ile işletmenin zararı katlanmaktadır.

Antibiyotik yerine geçen ürünler son yıllarda önem kazanmıştır. Örneğin; hazır antiserumların koruyucu olarak kullanılmasının yanı sıra tedavide kullanılmaları başarı getirir. Çünkü; yukarıda da sözünü ettiğim gibi, antibiyotik sadece bakteriyi etkiler ama, toksinler üzerinde bir etkisi yoktur. Hastalığın ve ölümlerin asıl sebebi ise bakterilerin toksinleri (zehiri) dir.

Antibiyotik kullanımına karşı alternatifler geliştirilmiştir. Probiyotik – prebiyotikler, bitkisel kaynaklar, otovaksin uygulamaları ve benzerleri gibi.

Sonuç olarak; işletmeyi doğru yönetmek, antibiyotik kullanım ihtiyacını azaltmak, zorunlu durumlarda ise bilinçli antibiyotik kullanmak önceliğimiz olmalıdır.

 
Etiketler: ANTİBİYOTİK, KULLANIMINDA, HATALAR,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Şubat 2021
BUZAĞILARDA DOĞMASAL AĞIZ ANORMALLİKLERİ
170 Okunma.
05 Ocak 2021
YEMLEME YÖNETİMİ
1034 Okunma.
07 Aralık 2020
BOTULİSM
1003 Okunma.
30 Kasım 2020
ENERJİ NEREDEN GELİR?
418 Okunma.
26 Kasım 2020
ÇEVRESEL MASTİTİS
464 Okunma.
16 Kasım 2020
İNEKLERDE MEME BAŞI SİĞİLLERİ
766 Okunma.
30 Ekim 2020
KOYUN VE KEÇİLERDE KÖRLÜK
956 Okunma.
20 Ekim 2020
KUM KELEBEĞİ
739 Okunma.
12 Ekim 2020
BOĞA İSTEMEYEN İNEK
630 Okunma.
31 Ağustos 2020
İNEKLERDE GÖZ KANSERİ
1012 Okunma.
04 Ağustos 2020
BESİCİLİKTE KÂRLILIK
1029 Okunma.
23 Temmuz 2020
SULUKTAKİ YOSUNLAR
972 Okunma.
06 Temmuz 2020
NEOSPORA
647 Okunma.
27 Mayıs 2020
İNEKLERDE ÖKSÜRÜK
7573 Okunma.
22 Mayıs 2020
EKLEM YASTIĞI
2266 Okunma.
27 Nisan 2020
ZAYIF KOYUN
2013 Okunma.
13 Nisan 2020
CİĞERİNE KAÇTI
1972 Okunma.
24 Şubat 2020
ÇİFTLİK HAYVANLARINDA İÇ PARAZİTLERLE MÜCADELE
1664 Okunma.
17 Şubat 2020
KUZULARDA BAKIR EKSİKLİĞİ
6720 Okunma.
27 Ocak 2020
İŞKEMBEDEKİ YABANCI CİSİMLER
824 Okunma.
20 Ocak 2020
UZUN SÜRELİ ANTİBİYOTİK KULLANIMI
630 Okunma.
23 Aralık 2019
KUZULAR ÖLMESİN
2076 Okunma.
16 Aralık 2019
TÜRKİYE’DE HAYVANCILIĞIN SON 40 YILI
498 Okunma.
18 Kasım 2019
SÜT SIĞIRCILIĞI İŞLETMELERİNDE HAYVAN REFAHI
622 Okunma.
04 Kasım 2019
KOYUNLARDA FLUSHİNG
9126 Okunma.
31 Ekim 2019
GÜNEŞ IŞIĞINA DUYARLILIK
915 Okunma.
22 Ekim 2019
BUZAĞILAR RİSK ALTINDA
600 Okunma.
02 Ekim 2019
BİYOGÜVENLİK
1271 Okunma.
25 Eylül 2019
4H
959 Okunma.
02 Eylül 2019
BOĞA SEKTÖRÜNDE YENİ GENETİK İNDEKSLER:
710 Okunma.
19 Ağustos 2019
SARIYA BOYANMIŞ BUZAĞILAR
777 Okunma.
05 Ağustos 2019
KOYUN-KEÇİ VEBASI
6033 Okunma.
22 Temmuz 2019
CAE
1390 Okunma.
18 Temmuz 2019
CILIZ KUZULAR
2223 Okunma.
02 Temmuz 2019
SÜT TAŞI
2517 Okunma.
25 Haziran 2019
ISLAK AĞIZLI KUZULAR
3348 Okunma.
17 Haziran 2019
BEYAZ KARACİĞER
2923 Okunma.
10 Haziran 2019
İNEKLERDE SİNİRSEL BOZUKLUKLAR
4288 Okunma.
31 Mayıs 2019
İNEKLERİN MEMELERİNDE YARA
4297 Okunma.
27 Mayıs 2019
BUZAĞILARDA GÖBEK ŞİŞLİĞİ
1084 Okunma.
23 Mayıs 2019
MASTİTİS VE İNSAN
1919 Okunma.
13 Mayıs 2019
KEÇİLERDE MASTİTİS
5206 Okunma.
29 Nisan 2019
İNEKLER ZAYIFLARSA
6376 Okunma.
22 Nisan 2019
ÜLKEMİZDEKİ ETÇİ KOYUN IRKLARI
12544 Okunma.
15 Nisan 2019
ETÇİ KOYUN IRKLARI
24245 Okunma.
08 Nisan 2019
KEÇİLER ZAYIFLIYORSA
1626 Okunma.
01 Nisan 2019
AĞIZ SÜTÜ
1262 Okunma.
18 Mart 2019
KOYUN VE KUZULARDA SİNİRSEL HASTALIKLAR
15348 Okunma.
11 Mart 2019
KOYUNLAR NEDEN DÜŞÜK YAPAR
9755 Okunma.
26 Şubat 2019
HAYVANCILIKTA PROFESYONELLİK
1494 Okunma.
21 Şubat 2019
KURALLARA UYMALIYIZ
808 Okunma.
11 Şubat 2019
KUZULARDA TOPALLIK
4192 Okunma.
04 Şubat 2019
KOYUNLARDA TOPALLIK
16716 Okunma.
30 Ocak 2019
HAYVANLARDA TOKSOPLAZMOZ
1559 Okunma.
17 Ocak 2019
BUZAĞILARDA SU ZEHİRLENMESİ
2399 Okunma.
07 Ocak 2019
ODUN DİL, YUMRU ÇENE
11068 Okunma.
28 Aralık 2018
İneklerde Böbrek Yangısı
4278 Okunma.
Haber Yazılımı